Mevlid


Yıllar önce on iki yaşındayken annesine Mevlid Kandilini sormuştu. Her yıl olduğu gibi annesinin kandilini kutlamak için giderken yine bu anısını hatırlamıştı.

"On yaşındaydı. Her meraklı çocuk gibi yanı şimdi sizler gibi her şeyi, sorardı. O gün Mevlid Kandiliydi. Ama o anlamını bilmiyordu. Peygamber Efendimiz ile ilgili bir şey olduğunu biliyordu ama ne olduğunu bilmiyordu.

—Anne Mevlid kandili ne demek?

—Gel bakalım sana anlatayım. Peygamber Efendimizin dünyaya gönderilmesinin günüdür.

—Nasıl yani? Kur'an Kursunda hocamız 20 Nisan demişti.

—O doğum günü canım. Şimdi şu masadaki resim defterini ve dağınık boya kalemlerini getir bakalım. Şimdi sarı bir zemin boya ve üzerini tamamen siyah ile kapat. Aferin. Şimdi sarı renk nerede.

—Altta kaldı anne. Görünmüyor.

—İşte bilgisiz yani o zamanlar cahil insanların devrinde dünya böyleydi. Ama bu günün belirtisi ne oldu biliyor musun? Şimdi kalem alalım ve üzerini çizelim. Bak sarı renk ışık gibi çıktı. İşte bu gün de ışık bizlere merhaba dedi. Ama bu gün Peygamber Efendimiz annesinin karnındaydı. Yani tıpkı kardeşinin uzun süre sonra gelmesi gibi bu gün de uzun bir süre annesinin korumasında kalacaktı.

—Peki, o doğunca her yer sarardı mı?

—Hayır, canım, bilgisiz insanlar hep karanlıkları ile onu kapatmaya çalıştılar ama O her zaman birer çizgi olarak büyüdü.

—Peki, hala sarı tamamen görünmüyor mudur?

—Onu sadece Allah bilir canım, ama unutma büyüyünce görevlerinden en önemlisi Işığı ortaya çıkarmak için elinden geleni yapmaktır."

Kandilin üzerinden günler geçse de bu günler onun o resme bakarak sarıyı görmesi uzun süre devam ediyordu.

 

 

 

 



Yorumlar

255 karakter kaldı

Üye girişi yap ve yorumla » Üyeliksiz yorumla »