Namaz Ağacı


 

Biri erkek biri kız ikiz çocuk sahibi bir baba olmuştu artık. Doğdukları ilk gün evinin bahçesine de çocuklarını simgeleyen iki fidan dikmişti. Birinin ismi Mehmet, diğerinin ismi Mahbube olan bu iki fidanın büyümesi de bakım isteyen çok emekli bir işti ve zamanı geldiğinde bu bakımı aynı adı taşıyan çocuklar yapacaktı...

Aradan geçen on yılın ardından çocuklar ve fidanlar büyümüştü. Fidanlar, çok güzel ağaç olmuşlardı. Ağaçlar normalde bahar aylarında mis gibi kokan çiçeklerini açar, yazın bol sulu sulu meyve verir ve bir yıl boyunca bu meyveler ile yüzleri güldürür iken; bu iki ağacın hiç bitmeyen tam beş meyvesi vardı. Kışın soğuğunda bile güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen meyvelerdi. Bir meyve koparılsa bile yeni meyve hemen ardından çıkardı. Sulu sulu meyveler ve güzel kokusuyla da insanları kendisine çekerdi.

Ağaçlara yaklaşık iki yıldır bakan çocuklar, bu güzel meyvelerden çok mutlulardı. Aileleri özen ile onlara, onlarda ağaçlarına aynı özen ile bakıyorlardı. Bir gün bahçede ağaçlarına bakım yaparken yaşlı bir amca çıkageldi. Amca, meyvelerin mis kokulu daveti reddedemeyenlerdendi. Bahçeye gidince de iki güzel çocuk ile karşılaştı.

"Biraz müsaade var mı evladım? Bu mis kokulu meyvelerden bir tane yiyeyim." sorusuna karşılık çocuklar, ihtiyarı evlerine davet ettiler. Eve giren ihtiyar, az soluklandıktan sonra saatler ikindi ezanı vaktini gösteriyordu ve ezan okunmaya başlamıştı. Çocuklar, ezanın ardından müsaade isteyerek abdest alıp; tüm kurallarına uygun bir şekilde namazlarını kılmaya başladı. İhtiyar adam onları sessizce izledi ve namazın kıymetini bilen bu iki çocuğa namazları bittikten sonra; "Namaz sizin için ne ifade ediyor çocuklar?" diye sordu.

Mehmet sözü aldı. "Namaz, bizim Allah'a olan en önemli görevimizdir. Yaklaşık yedi yaşımızdan beri kardeşim de ben de kılmaya çalışıyoruz. Çünkü Allah bize her zaman  nimetler ve hediyeler veriyor. Biz de bunun karşılığında teşekkür etmek için namaz kılıyoruz. Fidanlar, toprağa kökleri ile sıkıca tutunup orada büyüyüp beslenip ağaç oluyorlarsa, namaz da bizim kalplerimize fidan gibi; kıldıkça köklerini salıyor."

"Aferin evlatlar, namazı çok güzel açıkladınız. Demek sizin de kalbinizde namaz fidanlarınız var ve gittikçe de büyüyerek ağaç oluyorlar. Size namaz ile ilgili çok sevdiğim bir hikâyeyi anlatıp, bu hikâyenin nasihatinden bahsedeyim mi?" sorusuna çok sevinerek "Evet" cevabını verdiler. Amca da sırtını pufidik yastığa yasladı ve anlatmaya başladı:

"Uzak bir ülkenin hükümdarı yirmi dört altın ile uzun bir yolculuk yapmaları ve güzel bir çiftliğe ulaşmaları için iki hizmetkârını gönderir. Birisi yaramaz bir hizmetkârdır. Parayı lüzumsuz her yere harcar. Diğeri ise tutumlu ve efendisinin sözünü tutan bir hizmetkârdır. Parayı dikkatli harcar ve gideceği yere zamanında ulaşabilir. Diğer yaramaz hizmetkâr ise yollarda rezil olur.*"

"Cennete gidebilmek için de bizim uyacağımız kurallardan birincisi namazdır. Namaz dinimizin direğidir. Allah bizlere ömür denilen çok güzel bir fırsat vermiştir. Bu fırsatı değerlendirmek ise yine bizim elimizdedir.

Siz şekeri çok seviyorsunuz, yiyorsunuz. Bu işi bembeyaz inci dişleriniz üstleniyor. Ama dişlerinizi fırçalamaya üşeniyorsunuz. O dişler çürüyerek size ağrı yapıyor. Oysaki yedikten sonra fırçalarsanız her zaman güzel dişlere sahip olursunuz. Hem çok rahat şeker de yiyebilirsiniz. Yani güzelliklere ulaşabilmek için bazı kurallara uymalı ve en önemlisi de zamanında yapmalıyız. Hayatımız boyunca bu değişmeyen bir kuraldır.

Eğer çocuk iken namaz ile kalplerinizi buluşturursanız; gün gelince anahtarınız ışıldayarak size sunulacaktır. Zamanında yapılan her zaman kardır. "

Çocuklar bu güzel hikâyenin ve nasihatlerin ardından bahçenin mis gibi kokan meyvelerinden ikram ettiler. Hepsinin yüzleri gülüyordu.

(Beş kaybolmayan meyve onların beş vakit kıldıkları namazlarının bu dünyada ki küçük bir hediyesiydi.)

*Sözler—Dördüncü Söz

 



Yorumlar

255 karakter kaldı

Üye girişi yap ve yorumla » Üyeliksiz yorumla »

  • 14 Eylül 2015, Pazartesi - 15:17

    muhammet ali metin muhammet ali metin


    namaz güzelbir şey ve sevap kazandanırız

  • 14 Eylül 2015, Pazartesi - 14:53

    berkay kılgı berkay kılgı


    çok güzel

  • 14 Eylül 2015, Pazartesi - 14:51

    burak kağan dayan burak kağan dayan


    cok guvel

  • 14 Eylül 2015, Pazartesi - 14:48

    batuhan batuhan


    doğru güzel

  • 14 Eylül 2015, Pazartesi - 14:47

    murat mert demir murat mert demir


    güzel bir bir hikaye

  • 16 Aralık 2013, Pazartesi - 16:39

    sinem östürk sinem östürk


    çok güzel bence

  • 07 Ekim 2011, Cuma - 20:19

    DGR 66MALİ
       DGR 66MALİ


    GÜZEL BİR HİKAYE