Gökkuşağı


Peygamber Efendimizi hayal etmeye çalışıyordu. Sahabeler yani peygamberimizin yanında ona inananlar ve Hadis-i Şerif yani peygamberimizin örnek hareketlerini anlatan kişilerin anlattıkları ile bir insan çizmeye çalışıyordu. Ama bunu da yapamıyordu. Çünkü hayalindeki Peygamber'i çok çok güzel bir şekilde olmalıydı. Birisi ona bir gün Peygamber Efendimiz ile ilgili bir şey sorduğu zaman; kendine göre çizdiği insanı hayal edecek ve hemen cevap verecekti.

Mesela birisi ona tanıdığı birisini sorduğu zaman ilk önce onun resmini gözünün önüne getirir daha sonra onun için düşündükleri de bir bir kelimeleşerek dökülürdü. Babası veya annesi ile yazdığı yazı ödevlerinde de bunu bu şekilde yapmıştı. Ama şimdi "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" derdinde verilen Peygamber Efendimiz ile ilgili yazı ödevini yapamıyordu. Ne kadar sevse de Peygamber'i anlatabilmek için doğru kelimeleri bulamıyordu. Ne yapması gerektiğini de bilmiyordu. Anlamıştı ki her zaman kullandığı yöntem olmuyordu. Başka bir şeyler bulmalıydı. "Offf! ne kadar zor" diye içinden tekrar ediyordu.

Pencereden dışarıya bakınca yağmurdan sonra oluşan bir gökkuşağını gördü. Renklerin upuzun bir şekilde gök tavanına görünmeden asılmasıydı. İşte şimdi kafasındaki lambası yanmış; ne yapması gerektiğini bulmuştu.

"Yeryüzü yağmur ile temizlendikten sonra rengârenk bir gökkuşağı ortaya çıkar. Onu görünce hayran kalır herkes. İşte benim için de Peygamber Efendimiz bir gökkuşağına benzer. O'nu düşündüğüm zaman hep mutlu olurum. Rengârenktir Peygamberim benim için. Tıpkı gökkuşağı nasıl gökyüzünü güzelleştirir ise peygamber Efendimiz'de benim kalbimi güzelleştirir. Mutluluk ve sevgi benim için Peygamber Efendimizi anlatan iki kavramdır."

Bir şekilde o da güzel bakmaya başlayınca güzel düşünme yolları da açılmıştı. Bediüzzaman Dede'nin şu sözleri gelmişti aklına...; "Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından çok güzel bir lezzet alır."




Yorumlar

255 karakter kaldı

Üye girişi yap ve yorumla » Üyeliksiz yorumla »