Ramazan Günlüğü 9. Gün Heyecanı


Çizen: Hatice VANLI

Bugün 9 günüm. Sahurdan sonra sabah namazını kıldım ve Kur’an-ı Kerim okudum.

Etraf aydınlanmıştı. Okul vaktine kadar biraz yatayım dedim ama yanılmışım. Telefonum çaldı.

“Hayırdır inşaallah?” dedim. “Bu vakitte kim arar?”

Baktım Necati’ydi. Sesi heyecan doluydu.

“Bbbiliyor musun?” dedi. Sesi kekeme çıkmıştı. Necati ne zaman heyecanlansa dili dolanır. Demek ki bir şey olmuş. Aklıma kötü kötü şeyler geldi. Necati’nin dedesine, ninesine bir şeyler olmuş olmasın?

“Ne oldu?” dedim korkuyla.

“Çok önemli, çok güzel bir şey öğrendim. Sana muhakkak anlatmam lazım.”

Oh çok şükür! Kötü haber değilmiş. Of Necati! İnsan bir şey anlatmak için bu saatte arar mı?

“Hemen geliyorum.”dedi ve telefonu kapattı.

Ben telefonda bile konuşmaya nazlanırken bir de bize geliyor. Ne yapayım, başa gelen çekilir.

Üstümü değiştirdim, anneme durumu anlattım. Canım annem, şaşırdı, gülümsedi:

“Bilemem sizin işlerinizi” dedi ve odasına çekildi.

Birkaç dakika sonra kuvvetli basılan zil sesi tüm evi çınlattı.

Kapıyı açtığımda çocukları görünce şaşırdım. Bunlar da nereden çıkmıştı?

Benim şaşkınlığımı anlayan Tahir gülümsedi:

“Merak etme, biraz önce ben de senin durumundaydım.”

İçeri odama geçtiler. Sadece Necati coşkuluydu. Diğerleri uykusuz, biraz da sinirliydi. Hiç kimsenin geldiğine sevinmiş bir hali yoktu.

Necati gülümsedi:

“Biliyorum bu durumdan hiç memnun değilsiniz. Bana çok kızdığınızı da biliyorum. Hatta biraz kaçık olduğumu düşündüğünüzü bile söyleyebilirim.

Anlatacağım şeyi gruptan da paylaşabilirdim. Ama yüz yüze anlatmak istedim.”

Selim esneyerek:

“Biraz sonra okul var. Okulda da anlatabilirdin.”

Necati kaşlarını çattı.

“Sızlanmayın da anlatacaklarımı dinleyin.”

Pek de meraklı olmayan gözlerle bakıp, dinler görünmeye başladık.

“Hani bizim kıldığımız, bazen de unuttuğumuz veya tembellikle kılmadığımız namaz var ya…”

“Eee ne olmuş?”

“İşte o namaz bizim kalbimizin gıdasıymış.”

Artık yavaş yavaş meraklanmaya başlamıştık.

“Kalbimizin gıdası, ruhumuzu hayatlandıran su, aynı zamanda duygularımızın nefes almasını sağlayan bir pencereymiş.”

Namazın çok önemli olduğunu biliyorduk ama bizi manen beslediğini bilmiyorduk.

Necati heyecanla devam etti.

“Namazımız kabrimizde nur olacakmış,

Mahşer günü beratımız, kurtuluş belgemiz olacakmış

Sırat köprüsünde karşıya geçiren Burak olacakmış.”

“???”

Hepimiz dilimizi yutmuş gibi bir müddet konuşamadık. Düşüncelerimizle baş başaydık.

Kalbe gıda, ruha su, duygulara pencere, kabirde ışık, mahşerde berat, Sırat’ta Burak az bir şey değildi bunlar.

En sonunda Tahir bir ıslık çaldı.

“Vay be!”

Gerçekten de vay be! Bu kadar mı önemli olabilirdi namaz?

Iraklı arkadaşımız Süleyman atıldı:

“Ben Arap olduğum için sizden daha güzel Kur’an okuyorum. Ama namazla ilgili bu şeyleri hiç duymamıştım.”

Necati başını salladı.

“Ben de duymamıştım. 21 sözde okudum. Okuyunca da dayanamadım.

Sizinle paylaşmak istedim.”

Necati’ye kızgınlığımız geçmişti. Öğrendiğimiz bu hakikat binlerce sene uykudan daha hayırlıydı.

Pek namaz kılmayan Orçun atıldı:

“Bundan sonra hep namaz kılacağım. Bu şeyleri kaçırmak istemem doğrusu.”

Hepimiz gülümsedik.

“Evet” dedi Necati. “Namazın bu faydaları çok güzel. Ama biz bunları kazanmak için namaz kılmayız. Namazı Rabbimiz emrettiği için kılarız.

Hedefimiz, gayemiz de Rabbimizin rızasını kazanmaktır.”

Hepimiz başımızı salladık. Doğruydu… Bu kadar faydaları olsa bile biz namazımızı sadece Rabbimiz emrettiği için kılacaktık.

İçimiz kıpır kıpırdı. Okul vakti de gelmişti. Herkes istemeye istemeye evine döndü.



Yorumlar

255 karakter kaldı

Üye girişi yap ve yorumla » Üyeliksiz yorumla »

Henüz kimse yorum yazmadı.