Sultan Alkan

Sultan Alkan


 Özel bir anaokulda Nur Damlaları'nın öğretmeni olarak görev yapıyor.

Nur Damlaları sınıfının ismi Erzurum'da doğdu.
Evli 2 çocuk annesi



M.Emin'in Misket Arkadaşı


 

M.Emin cebinde bir sürü misketi ile oyun oynayacak birilerini arıyordu.

 

 

kapı kapı dolaşıyor fakat evde onunla oynayacak kimseyi bulamıyordu. Misket oynayacak arkadaş bulamadığı için de içten içe sinirlenirleniyordu.Kara kara düşünürken dışarıdan gelen bir erkek sesi duydu. Sokak kapısını hafifçe araladı. Evlerinin bahçesindeki kocaman selvi ağacının altında dedesi ve onunla bütünleşmiş en yakın arkadaşı olan kalın kırmızı kitabı vardı ve dedesi her zaman ki gibi sesli bir şekilde kitabını okuyordu.

 

 

 

M.Emin;

 

 

"Misket oynayacak birini buldum işte!" dedi içinden. Hemen dedesinin yanına koştu ve;

 

 

"Selamun Aleyküm dedeciğim" diyerek yanına oturdu.

 

 

Dedesi: "Ve Aleyküm Selam benim güzel torunum,nasılsın?"

 

 

"İyiyim dedeciğim. Annem, abim, babam hepsi bir yere gitti ve benimle misket oynayacak kimse kalmadı evde. Seninle biraz misket oynayalım mı dede ne dersin?"

 

 

"Olur benim akıllı oğlum.Ama bir şartım var."

 

 

"Neymiş o söyle dede?"

 

 

Şu kitabımı bitireyim sonra oynarız olur mu?Bedüüzzaman Deden üzülmesin.

 

 

"Ama o çok kalın bir kitap ve onu bitirmen çok zaman alır. Okuyorsun okuyorsun hala bitmiyor!" dedi elini iki yana açarak.

 

 

Dedesi eliyle M.Emin'in başını okşadı. "Haklısın oğlum. Bitse bile ben yeni baştan başlayıp okumaya devam ediyorum."

 

 

"Peki neden sesli okuyorsun dedecim? Annem kitaplarını sessiz ve gözleriyle okuyor hep?"

 

 

Dedesi gülümsedi ve :

 

 

Neden biliyor musun şu ağaçlar, çiçekler, böcekler herşey dinlesin diye? Biliyor musun benim babamda bu çınarın altında Bedüüzzaman Dede'nin kitabını sesli bir şekilde okuyordu.Hem ben hem çınar ağacı hem de bütün herşey babamı dinliyordu.Bundan dolayı da ben bu çınar ağacını çok seviyorum.

 

 

"Ne yani şimdi onlar senin okuduklarını anlıyor mu?" diye sordu hayretle gözlerini açarak.

 

 

"Anlıyorlardır evlat, anlıyorlardır."

 

 

M. Emin şimdi daha çok heyecanlanmış ve kitapta ne olduğunu iyiden iyiye merak etmişti.

 

 

"Peki ne yazıyor dedeciğim. Şimdi sen ne öğrendin bu okuduklarından?"

 

 

"Ne mi öğrendim?"

 

 

İki gündür Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa'yı (sav) okuyorum.

 

 

"Aaa dede! Benim ismimle aynı değil mi?"

 

 

"Evet güzel torunum. Adını ben koydum senin biliyorsun. O'na benzeyesin diye."

 

 

"Peki dede ne yazıyor ki bu kitapta bütün herşeyin dinlemesini istiyorsun?Bediüzzaman Dede ne yazmış oraya birazda bana anlatır mısın?"

 

 

"Olur oğlum,gel şöyle dizime otur beraber okuyalım,dedi ve M.Emin'i kucağına aldı.M.Emin okumayı bilmese de küçük parmağıyla rast gele satırları takip etmeye başladı..

 

 

Dedesi önce besmele çekti sonra:

 

 

Hz Muhammed (s.a.v) alemlere rahmet olarak yaratılmıştır. Geçmişteki ve gelecekteki

 

 

herkes O'nu sevmiş ve kabul etmiştir.

 

 

Peygamber Efendimiz'i tanıyan O'nu çok sever ve O'nun söylediklerini yaparsa, O'nun nuruyla nurlanır. O'nu tanımayan, nuruyla nurlanmayanlar ise hayvanlardan bile aşağı olurlar. Yani çok değersiz olurlar

 

 

M.Emin:

 

 

"Yaa dede... iyiki biz O'nu biliyor ve seviyoruz. Ya sen bana öğretmeseydin Peygamberimizi, o zaman ben ne olurdum!" dedi.

 

 

Dedesi torununu bağrına bastı ve...

 

 

Elhamdülillah Elhamdülillah. Bizler çok şanslıyız evlat çok diyerek derin nefes aldı. Gözleri uzaklara dikerek...

 

 

M.Emin :

 

 

"Devam etsene dede başka ne diyor, ne yazıyor kitapta?"

 

 

"Tamam oğlum tamam. Hadi devam edelim."

 

 

"Dünya bir mescit,Mekke bir mihrap ve Medine de minber ve Peygamber Efendimiz (sav) ise imam yani hocamızdır." diye yazıyor.

 

 

Nasıl yani dede ?

 

 

Senin anaokulunda öğretmenin yok mu?

 

 

Vaarr...

 

 

İşte onun gibi... Nasıl o sizin sınıfın öğretmeniniz ise Rasulullah da tüm kainatın, anlayacağın herkesin öğretmeni...

 

 

"Hııım anladıııım. Daha ne diyor dede?"

 

 

Biliyor musun M.Emin, Peygamberimiz çok zor ve kötü şeyler yapan bir kavime geldi. O zamanlar insanlar putlara tapıyor ve kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı.

 

 

Öyle cahil insanlara Rabbimizi anlatmış ve anlatırken de çok zorluklar yaşamış.

 

 

Peki dede Peygamber Efendimiz'in söylediklerine inanmışlar mı?

 

 

Tabii oğlum. İnanan insanlar çok olmuş. Çünkü bizim Peygamberimiz(sav) hiç yalan söylememiş. Hiç kötü bir davranışta bulunmamış, O'na inanmayanlar bile O'nun doğruluğundan hiç şüphe etmemiş.

 

 

Eğer bizler de Peygamberimizi (SAv) bilir ve O'nun nuruyla nurlanırsak dünya bize cennnet olur yoksa ...

 

 

Yoksa ne olur dede ?

 

 

Neler olmaz ki oğlum neler. Allah korusun (Amin)

 

 

Ve köyün camisinden ezan sesi yükseldi... Dedesi elindeki kitabı duayla kapattı.

 

 

Hadi oğlum namaz vaktidir. Namazımızı kılalım ve Allaha şükredelim.

 

 

M.Emin çoktan misket oynama unutmuştu. Dedesinin kucağından inerken:

 

 

"Dede Peygamber Efendimiz de namaz kılar mıydı?"diye sordu.

 

 

"Tabii ki güzel oğlum biz insanlara namazı O öğrettti.

 

 

"Doğru dedecim bizim en büyük öğretmenimiz Peygamber Efendimiz değil mi?

 

 

Akıllı oğlum benim. Biliyor musun O bizi çooookk seviyor çok.

 

 

Dede ben de Peygamberimiz gibi olur muyum ?

 

 

Dedesi elini M.Emin'in omuzuna attı ve tabiki güzel oğlum inşaallah, inşaallah olursun.

 

 

M.Emin dedesinin elinden tuttu ve camiye doğru yürüdüler.

 

 

M.Emin:

 

 

Dedecim, ben okula gidip okumayı öğrenince senin kırmızı kitabını okuyabilir miyim?

 

 

Tabii oğlum tabikii bu beni çoook sevindirir. Hatta Sen okumayı öğren ben sana bu en sevdiğim kitabımı hediye ederim.

 

 

"Yaşasın "dedi Emin ve dedesinin elini daha sıkı tuttu ve camiye gitti. Dedesini taklit ederek namazını kıldı. Sonra dedesi duasını bitirince misket maçları başlamış oldu. Bakalım kim kazanacaktı ama dede torun Allah'ın (cc) ve Peygamber Efendimizin(sav) söylediklerini yaparak zaten cenneti kazanmak için de yarışıyorlardı...

 

 

 

 



Yorumlar

255 karakter kaldı

Üye girişi yap ve yorumla » Üyeliksiz yorumla »